Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us


Get your own Chat Box! Go Large!



DÜNYALIK İÇİN ORTAYA ÇIKTINSA NE YAŞAMANDA HAYIR VARDIR NE DE ÖLMENDE...
Elifce - Blogcu


Elifce

  • 27/2/2008 - DUYURU!!!!!
  • Kategori: Makaleler

    Sevgili Blogcu Arkadaşlarım ve Değerli ziyaretçiler

     

    Uzun zamandır çok değerli kişiliğinden,engin tecrübelerinden ve çok değerli yüreğinden faydalandığım Sayın Hocam Halil Uslu Bey'in yazılarını sitem aracılığıyla okuyorsunuz umarım.Kendisi şimdi çok değerli bir yayın üzerinde çalışmaktadır.Mart başı gibi piyasada olacağını umduğumuz çok değerli eserini Sizlerlede paylaşmak istedim.MÜJDE PEYGAMBERİ EFENDİMİZ(asm) Mart başı gibi Sebat Yayınevinden çıkacaktır.Bu çok değerli eseri umarım herkes edinir.Kitaplığınızda bulunması ümidiyle Saygılar....

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 27/2/2008 - Hadis_i Şerif
  • Kategori: hadis-i serifler

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 27/2/2008 - Hadis_i Şerif
  • Kategori: hadis-i serifler

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 27/2/2008 - Hadis_i Şerif
  • Kategori: hadis-i serifler

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 27/2/2008 - Hadis_i Şerif
  • Kategori: hadis-i serifler

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 27/2/2008 - Hadis_i Şerif
  • Kategori: hadis-i serifler

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 27/2/2008 - BALKAN DEVLETLERİN ÇIKIŞ YOLU
  • Kategori: Makaleler

    BAŞET

    HALİL USLU                 BALKAN DEVLETLERİN  ÇIKIŞ YOLU

                   Kurulan ve yeniden bağımsızlığa gidecek olan balkan devletlerine baktıkça  ve yeni gelişmeleri gördükçe ,mazi ile kıyas yapmak mecburiyetinde kalmaktayız.Müsbet manzaralarla  hazin tabloları da müşterek görmekteyiz.Bunları temaşa ederken ve yaşadığımız dönemde gördüklerimizi tahlil ederken,yok mu  bir kurtarıcı? Yok mu bir halaskar ve müjdeci ?yok mu bir mürşid-i kamil ? diye fikir dünyasının silinmeyen sayfalarına bakmaktayız..

                  Balkanlar   24 milyon km 2 karelik Osmanlı devlet-i aliyesinin ,görkemli ve mümbit bir parçası.Fikir dünyasından yer altı zenginliklerine kadar..Yüz yıllar büyük medeniyetlerin  oturduğu,fikir dünyasının yaygınlaştığı ve maalesef savaşların meydanı olduğu tarihi toprak parçalarının birleştiği mekandır.Hangi kitabı açsan ve hangi toprak parçasını sıksan sana ibret vesikasını sunacaktır..Fakat alıcı akl-ı selim olursa ,anlayacaktır,yol bulacaktır..

              550 yıl civarında Osmanlı ecdadımızın hakim ve hükümran olduğu bu aziz Balkan toprakları 1920 lerde Osmanlıdan ayrıldıktan sonra , 2008 itibarıyla millet olarak ve devlet olarak parça parça irili ufaklı devletler topluluğu haline geldi.Nereye varacak ne yapacaklar ?zaman gösterecek. Eski Yugoslavya, bir kez daha parçalandı ve parçalanacak, kopanlar 4-5 derken 6 ve 7 yi bulmaktadırlar.Hırvatistan böyle,Karadağ  böyle,Sırbistan böyle.Bunlardan Makedonya Cumhuriyeti nüfusu 2 milyonu aşkın.Başkenti  Üsküp 2002 sayımlarına göre kentin nüfusu 600 bin kişidir.En büyük etnik grup Makedon'lar,Arnavut'lar, Türkler , Çingeneler , Sırplar   Boşnaklar ve diğerleridir.Ülkede 1200 kilise, 400 cami bulunur. Üsküp'de Ortodoks ve İslam dinine mensup insanlar için değişik okullar vardır.

                       17 Şubat 2008 tarihinde kurulan Kosova  Nüfusu 2 milyon civarında ,Başkenti  .Priştine. nüfusu 600 bin. Nüfusunun büyük bir kısmını Arnavutlar ve Çerkesler . Sırplar, Boşnaklar, Türkler ve Çingeneler şehirde yaşayan diğer etnik gruplardır. Priştine'de Priştine Üniversitesi vePriştine Ovası'nda I. Murat'ın türbesi bulunmaktadır.

                    Arnavutluk Cumhuriyeti: Başkent Tiran 2008 yılında  4 milyon . Komşuları  Karadağ,  Kosova,  Makedonya Cumhuriyeti ve  Yunanistan'dır. Arnavutluk'da irili ufaklı bir çok etnik grup bulunur. Nüfusun en büyük kesimi Arnavut'dur. Diğer önemli etnik gruplar Yunanlar, Müslüman Makedonlar, Goraniler Romanlar, Karadağlılar, Bulgarlar, Balkan Mısırlıları ve Yahudiler'dir. Ülkenin %70'i Müslüman olmakla birlikte Arnavut Ortodoksları nüfusun %20 sini oluşturur.%10'luk bir kısım da Katolikdir

               Bosna Hersek : komşuları: Hırvatistan  Karadağ  Sırbistan .Nüfusu: 5 milyon civarında Karadağ Eski Yugoslavya'yı oluşturan altı cumhuriyetten biriydi. Yugoslavya'nın parçalanmasından sonra,. 3 Haziran 2006'da ise Karadağ Parlamentosu, referandumda çıkan sonuca dayanarak Karadağ'ın bağımsızlığını ilan etti.Diğerlerini saymak ve detaylarına inmek kitapları alır,biz ancak satır başlarını almaktayız.

                       Hz.Bediüzzaman  ,bugünkü ve bundan önceki bütün acı manzarayı o günden görür ve ırkçılığın ortadan kalkması  ve gerçek ittihadın husule gelmesi için 16 Haziran 1911 de ve 3 haftalık bir seyahat içinde  Balkanların kalbi  olan Üsküp’te Osmanlının hünkarı Sultan Reşad  ile birlikte “Medresütü’z Zehra” adı altında Üniversitenin  temelini atarlar.Bahsi geçen “Medresütü’z Zehra” proje ve nam altındaki üniversitenin ,senatosunda ve müfredatında esas maksat ittihad-i İslam ve milletlerin bir arada yaşamaları ve Avrupa ile yarışmalarıydı.Ayrıca eğer bunun önemini idrak etmeseydi Sultan Reşad buralara kadar gelmezdi.İşte Murşid-ı kamili anlayanlar…

                     Bu ittihadın ve bu Üniversitenin hayata geçmesiyle ve ikinci meşrutiyetin oturmasıyla müjdelerin tahakkuk edeceğini ifa eder ve derki “. Bu kuvvetli Asya ve Rumeli tarlası çok şübban-ı vatan mahsulü vereceğinden kaviyen ümitvarız.” İnşallah,bütün menhus ruhlara ve şer güçlere rağmen ,beklenen müjdeler bu yeni kurulan ve fikr-ı hürriyetle ortaya çıkan, yeni devletlerde tahakkuk eder .Keşke balkanlar küçük AB olsa….

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 9/1/2008 - Büyük Değer Hocam'dan...
  • Kategori: Makaleler

     

    BAŞET

    HALİL  USLU                   ÜRGÜP NEVŞEHİR KAYSERİ

                       Türkiye medeniyetler ülkesi ,mazisi baştan sona kitaplar dolusu tarihi bilgi ve belgelerle dolu.Ürgüp bunlardan bir tanesi.Asurlar, Hititler,Kapadokya krallığı,Selçuklar ve Osmanlılar ve bunların bıraktığı Kiliseler,kervansaraylar camiler ve emsali kültür varlıkları silinmeyen ve tazeliği muhafaza eden mühürlerdir.Ürgüp’ün hangi tepesinden ıhlara vadisine baksan bu tarihi motifi ve Cenab-ı Hakkın turralarını birer birer görürsün.Maziyi tarihi dağlardan tepelerden ve üstündeki asardan okursun ve okumakla çok pencereler açılır..

                     Bu aziz beldedeki ,İman ve  Kur’an hizmetine ve mazideki barış ve sevgi gerçeğine vakıf olan ve 2008 lerde ve ilerdeki yıllarda ülkemizde ve gönüllerde görmek isteyen ve nefislerinde yaşayan  can kardeşlerimiz ve dava sahipleri, bir yıldan beri benim burada bir konferans vermemi istemişlerdi.1978 yazında  bu diyarda 15 yıl kalan ve 12 yılı müftülükle geçiren,  imam ve müftü yetiştiren merhum Abdülmecid Ünlükul’un  hayatını yazarken arkadaşlarımla gelmiştim.Fakat geçen haftaki geliş çok farklıydı.Aradan 30 yıl geçmiş,ne çabuk geçmiş.Fakat üzülmedim, mahzunda olmadım.Çünkü bir istikrar içinde yollardayız ve hizmetin eşiğindeyiz..

                 Bir Turizm kenti olan Kapadokya’nın incisi , 10 bin  yıllık tarihi maziye sahip Kültür merkezi Ürgüp’te ,dinler arası diyalogları ve AB sürecinin görüntülerini,doğu batı münasebetlerini ve emsali iletişimleri görebilirsin.Bu nevi görüntüler güzel anadolunun bu iç kesimlerinde görülmektedir.“Bir değer olarak Barış ve Sevgi”Konferansımızda da verdiğim çeşitli örnek ve misallerden bir tanesi ;Hz.Mevlananın divan-ı kebirinde geçen (Gel gel ne olursan ol yine gel .) rubaisini ve emsali çarpıcı ve sarsıcı sözlerini o tarihlerde ,Konya’da bulunan sinagog ,ve kilise ehlinin önünde durarak söylüyor.Neticesi nemi oluyor?2008 itibarıyla Konya’da 1100 cami ibadete açık ve dolu,iki tane kilise kalmış,ibadete açık değil.Ürgüp’te böyle ve çevreside böyle.Müsbet hizmetin ana yolları..Barışın ,sevginin dalları..

                    Dış dünyada görülen bütün güzelliklerin kaynağında bizim kültürümüz ve bizim manevi değerlerimiz vardır.Çok medeniyetler bunu alıp elimizden ya çalmışlar yada alıp götürmüşler.Şimdi yeni kılıflar ve libaslar giydirerek bizlere satıyorlar ve uymamızı talep  ediyorlar.Bizler Osmanlının Selçuklunun mozaikı ve özü olan aziz Türkiye’de ,ecdadımızın topraklarına sahip çıktığımız gibi sahip çıkmalıyız, her cihetle kurtuluşumuz  böyle olacaktır.

                    Kar kış demeden Ürgüp salonlarını dolduran can dostları Konferans sonrası beni bırakmadılar ,bir geceyi Nevşehir’e bir geceyi de Kayseri’de geçirdim.Oralarda da boş durmadık,bizler gibi fıtratları coşkun olan ,gönül dostlarımıza “İttihad-ı İslam ve ülkenin bölünmez bütünlüğü”üzerine tarihi fasıllar yaptık.Birincisini Nevşehir Yeni Asya gazetesi temsilciliği salonunda ikincisini ,Yine Kayseri Yeni Asya gazetesi seminer salonunda deruhte ettik.Gözlerine baktığım her kardeşimiz,. İslam dünyasının  bu kanayan yarasının dinmesini ve son bulmasını istiyordu.Elimizdeki dökümanlar ,Kur’anın ayetleri, Fahr-ı kainat efendimizin “asv” hadisleri ve Bediüzzaman hazretlerinin Mevlana hazretlerinin Yunus Emre ve Hacı Bektaş-ı veli hazretlerinin emsalı gönül sultanlarının söz ve tespitleri idi.

                   Saymakla ve yazmak bitmeyen bu güzel sözler ve çıkış yolları içerisinde daha saymadığımız ve zikredemediğimiz sözler ve çıkış yolları vardı.Bunların bir tanesini beni hiç yalnız bırakmayan faal kardeşim Alpaslan Çevik bana ezberlettirdi, o da Hacı Bektaş-ı Veli’nin sözü “İncinsen de incitme ve karşındaki düşmanın insan olduğunu unutma” Evet bu diyarlara bu sözler yakışır.Şanlı tarihimize yapışanlar Türkiye’nin manevi harcı olan can dostları kardeşlerime ve salonlarda bizleri yalnız bırakmayan vefakar arkadaşlarıma tek tek teşekkür ediyorum.Merak etmeyin her şeye rağmen istikbaliniz parlak olacaktır…

                   Bu hafta da iki hükümdarın diyarındayız…İnşaallah..

                 

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 26/11/2007 - Hocam'a Saygılarımla...
  • Kategori: Makaleler

    BAŞET

    HALİL  USLU                    BİR  MÜJDE  HADİSİ UĞRUNA

                    Kainatın serveri sevgililer sevgilisi,Peygamberimiz efendimiz  “asv” İslâmın sınırları dar ve etrafında çok az sahabenin bulunduğu ve  inananlara zulümlerin yapıldığı bir zamanda ,İstanbul’un fethinden bahseder ve umur-u gaybiye nevinden  buyurur ki “Kostantiniyye feth olunacaktır.Onu fetheden kumandan ne iyi kumandan ve onu fetheden asker ne iyi asker”[1]Bu tebşir ve müjde sözleri etrafındakileri heyecana   getirir.Olur mu olmaz mı? tereddüdünde olunmaz, çünkü Hz.Peygamber  söylüyor “asv”o ne söylemişse  mutlaka   o olmuş,  olacaktır.

                     Hz.Peygamber “s.a.v.”  miladi 632 senesinde dâr-ı bekâya irtihâl eder.Daha sonraki tarihlerde İslâmiyet yayılır ve inkişâf eder,tarihe destanlıklar ve şeref levhaları yazılır. Yalnız bu Hadis-i Şerifteki müjdeye nail olmak için  Bizans surlarına, başta Halid bin zeyd Ebu Eyyub el-Ensari hazretlerinde içinde bulunduğu ,  bir çok ataklar ve müdahaleler yapılmıştır.Medine nere İstanbul nere?binlerce kilometre,ayrıca iklim şartları ve o vasıtaları at ve deve,kızgın çöl ve  susuzluk.Bir Müslüman bunu tahayyül etse çok dertlere devadır ve hizmetlerde bir şifadır.

              Hayatımda büyük yankılar yapan ve ruhumdaki manevî elektriğe ve hislerimdeki cevelanlığa örnek olacak ve çeşitli engellere meydan okuyacak Hz. Eyyüb-el Ensari’nin (r.a.) İstanbulun fethedilmesi için  80 yaşını aşmasına rağmen 2 defa cihad seferine katılmasıdır.Birinci seferde Hicretin 43 veya 48.senesinde  Süfyan bin Avf “r.a”kumandasında ve ikinci harekatta ise  hicretin 49 veya 51 senelerinde yine   Süfyan bin Avf “r.a”kumandasında İs­tanbul surlarına, sırf bu hadis-i şerifin müjdesinin te­cellisine mazhar olmak için ,dayanması emsalsiz bir durumdur... Bu aziz zât ,muhasara anında rahatsızlanır sekerata girer, son sözlerinden birisi “kardeşlerim gittiğiniz en son noktanın dibine beni defnediniz” vasiyetinde bulunur ve ruhunu sur­ların dibinde teslim eder,vasiyeti yerine getirilir.İşte bir hadis-i şerife ve ordaki insanların kurtuluşu için,ölüme,yaşa ve zorluklara meydan okuyan zatlar..

       Bu aziz zatın manevi makamı yetişilmeyecek derecede.Başta ve ne mühim mi ,Hz.Peygamber efendimizin “asv” Medine’ye hicretlerindeki muhteşem ve manidar hadisedir.Çünkü Hz.Peygamber efendimiz bütün Medineliler kendi evlerinde misafir olmaları için yarış ederken Hz.Peygamber deveyi işaret eder “Ona dokunmayınız ,o memurdur,Allah tarafından me’mur olduğu yere gider.Durun bakalım nereye gidecek.,artık onun yularını bırakınız”[2] ve neticesinde deve ilahi irade ile  “Halid bin zeyd Ebu Eyyub el-Ensari” “ra”nin evinin kapusunun önününe çöker ve Peygamberimiz efendimiz “asv” kendilerinin  ev ve odaları yapılasıya kadar bu evin üst katında  yedi ay kalırlar..

        Ayrıca Peygamberimizin “asv”etrafında ve en yakınında başta Bedir savaşı olmak üzere,Uhud,Hendek,Hudeybiye,Hayber,Feth-i Mekke,Huneyn,Tebuk vesair gazalara iştirak etmiştir.Yine Mescid-i Nebevide Efendimizin vefatından sonra Hz.İmam-ı Alinin “ra” ricası üzerine imamlık yapmıştır.Bütün bunlara rağmen o aziz ve mübarek zat  yine yollarda.Ona dikkatle baktığımda müthiş bir gençlik ve muhteteşem bir cihad aşkı ,yani İslamiyeti yaymanın zevk ve heyecanı bütün zerratında tap taze ve Fahr-ı Kainata olan iman ve bağlılığı  en üst seviyidedir ..Bir manada Müslümanlara ve insanlık alemine model şahsiyetter.Onun ömrüne baktım, tatil neden günü yok ,titredim,ağladım göz yaşı döktüm..

         Çok kişiler bu muhteşem sahabinin muazzam hizmetinin ve yaşantısının karşısında ,ne kadar büyük olursa olsun gölgede kalmıştır ve kalacaktır.Üzüldüğüm ve kabul etmediğim bir husus şudur:Bir çok maddi ve manevi sultanları o kadar  anlatıyor ve alkışlıyoruz ki,adeta bu sahabiler gölgede kalmaktadır.Bu haller bir vartadır.Soruyorum acaba “Halid bin zeyd Ebu Eyyub el-Ensari”  için hangi gün ve haftalar tertipleniyor ?Fatihalar ayrı bir  vazife

                 Peki ne oldu bu hadis-i şerif ?Evet, Hz.Peygamber efendimizin “asv” ebedi âleme teşriflerinden tam 821 yıl sonra  29 Mayıs 1453 sabahı  çağ açıp çağ kapatan büyük hünkar Muhammed Fatih Sultan  ve askerleri  tarafından Kostantiniyye yani İstanbul feth edilmiştir .Peygamberimizin “asv” müjdesi böylelikle tahakkuk etmiştir.Öyle ise günümüze işaret eden diğer müjdeleri de, alem çarşısında tahakkuk edecektir,görüyoruz ve göreceğiz..

             Bu manada bütün şehitlerimize Hz.Allah’tan rahmet,yaralılara acil şifalar diliyoruz..



    [1] Camiü’s-sağir: 5:262,80,Hadis no:7227

    [2] Ashab-ı Kiram menakıbı.Ramazanoğlu Mahmud Sami.

    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 22/11/2007 - Değerli Hocam Halil USLU'nun yüreğinden dökülenler...
  • BAĞRIYANIK

    HALİL USLU                    ZEYTİN VE KASEM-İ KUR’ANİYE

                    Cennet asa bir vatan parçasındayız.Neyini ela alsan hepsi birer harika ve bir ikram-i ilâhidir.Cenab-ı Hakka hamdü senalar içindeyiz ve ecdadımıza minnet ve şükran borçluyuz.Ecdadımız “Çıra dibine karanlıktır” tabiri bir çok cihetlerle de kullanılır.Fakat bu sözü bu makalemde ,zeytin ve zeytinyağı üzerinde kullanacağım.Tespitlere göre Türkiye’de 85 milyon civarında zeytin ağacı var.Bütün tahribatlara rağmen 100 milyona doğru gidilmeye uğraşılmaktadır.Türkiye gibi mümbit bir arazide en az 200 milyon olması lazımdı.Böylelikle zeytin yağında dünyadaki  yarış  ve kalkınma seviyesini  yakalayabiliriz..

              Niçin bugün Zeytin ve zeytin  yağına gittik?Çünkü elimdeki belge beni buralara sürükledi.Uzun zamandır da arkadaşlarımda bu manada bir makale istiyorlardı ,bugün sıra geldi.Belge  Amerika Tabipler birliğinin yayınladığı “Archive of İnternal Medicine”dergisindeki bir makalede ; “İsveçt’eki Karoliska Enstitüsünde  8 ilim adamının uzun yıllar süren 67.471 kadın üzerinde araştırmada ,zeytinyağı kanser riskini yüzde 50’ye yakın azaltmaktadır.Buna mukabil ,diğer bazı  yağlar kanser riskini yüzde 69 lara yükseltmektedir.” (Basın)

               Kitaplarımızda okuyoruz,ayetlerde görüyoruz,“Kainatta abes ve israf hiçbir şey yoktur” fakat biz cehlimizden,gafletimizden veya imkansızlıklardan hikmetini,sırrını ve faydalık noktasını bulamıyoruz.İlmin zirveye çıkması ve teknolojinin müthiş inkişafları bu sırrı açmaktadır. Bu açıdan ilim dünyası diyor ki :Zeytinyağı gastrit ve ülsere karşı koruyucu,tansiyon düşürücü,idrar sökücü,vücutta şeker dengesini sağlar,cildi güzelleştirir,diyabet,grip,kolestrol yüksekliğini  önler,hücreleri yeniler,kemik zayıflamalarını önler,kalp ve damar hastalıklarını izale eder,karaciğerin ve kalbin iyi çalışması ve safra kesesinin taş düşürmesinde önemli rol oynar ve diş etlerini güçlendir ve dişleri parmak yapar , sürüldüğünde bel ve ayak ağrılarına şifadır.Hasılı hiçbir yan tesiri yoktur,hazâ şifadır…

               Şimdi 14 asır öncesine gidiyoruz.Tin suresinde Cenabı-Allah (İncir ve Zeytine yemin olsun ki..) buyuruyor.Buna ilim dilinde “Kasem-i Kur’aniye” denilir.Çağımızın Mevlana’sı Hazreti Bediüzzaman bu ayetin işari manasında der ki: “Cenâb-ı Hak, tîn ve zeytinle kasem vasıtasıyla azamet-i kudretini ve kemâl-i rahmetini ve büyük nimetlerini ihtar ederek, esfel-i sâfilîn tarafına giden insanın yüzünü o taraftan çevirip, şükür ve fikir ve iman ve amel-i salih ile, tâ âlâ-yı illiyyîne kadar terakkiyât-ı mâneviyeye mazhar olabilmesine işaret ediyor. Nimetler içinde tîn ve zeytinin tahsisinin sebebi, o iki meyvenin çok mübarek ve nâfi olması ve hilkatlerinde de medar-ı dikkat ve nimet çok şeyler bulunmasıdır. Çünkü, hayat-ı içtimaiye ve ticariye ve tenviriye ve gıda-yı insaniye için zeytin en büyük bir esas teşkil ettiği gibi; incirin hilkati, zerre gibi bir çekirdekte koca incir ağacının cihazatını saklayıp derc etmek gibi bir harika mucize-i kudreti gösterdiği gibi, taamında, menfaatinde ve ekser meyvelere muhalif olarak devamında ve daha sair menâfiindeki nimet-i İlâhiyeyi kasemle hatıra getiriyor. ..”Mektubat.29.Mektup.BSN.

                   2007 yılı  ve ilim dünyası 14 asır sonra inanan ecdadımız gibi bu mücizeye baş eğerler ve kabul ederler.Kur’anın her ayeti birer mucize-i ekberdir.Kem küm edenler (Akıl ilim ve fennin) karşısında ve izahatında acze düşmektedirler.. Özetle;Zeytinin çekirdeğinden yaprağına kadar şifadır veya faydalıdır.Elbette olgun hali ile..

            Yine mezkûr ayetin ışığı altında  sevgililer sevgilisi canımız cananımız Hz. Muhammed  aleyhisselatü vesselam efendimizin bir hadis-i şeriflerinde buyuruyor ki : “ Zeytin yağını yiyiniz,yağı ile de yağlanınız,zira o  bereketi bol ve mübarek bir ağacın meyvesinden çıkarılmaktadır.”Bununla ilgili diğer hadislerde vardır..

                 Aziz Türkiye’nin halkı ve idarecileri böyle bir mucizenin inkişafı, yayılması ve çoğalması ve kullanmasının neresindeler ve nerelerde olmalıydık? gelecek için hangi projeler üretilmelidir?..Afiyet olsun ,şifa bulacaksınız.İnşaallah..

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda










    Seni Uzaktan Sevmeyi,Sana Bakmadan Görmeyi,Seni Duymadan Dinlemeyi,Gözyaşlarımla Gülmeyi,Kavuşmak İçin Sabretmeyi Öğrendim Ama Sensiz Olmayı Öğrenemedim YA RESULLAH..

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • RSS

    Kategoriler

  • dini hikayeler
  • dini resimler
  • dini sozler
  • hadis-i serifler
  • Makaleler
  • Peygamber Efendimiz
  • secme ayetler
  • siirler
  • Arkadaşlarım

  • gonulcalan
  • bennur76
  • koyundanyavasgerek
  • Huzuryolu1
  • hakkdostu
  • raposqe
  • eymer
  • hakikatburada
  • agustosyagmuru50
  • bulaniksu
  • cennetedavett
  • sevgiyleyolculuk
  • nurcan78
  • ResuleVuslat
  • resulevuslat2
  • rufeydem
  • vuslatgulu
  • ilksevdigim
  • meteliksiz
  • SanaGeleyim
  • sevgicebiseyler
  • sernar
  • mukaddime
  • mehmetorhandurdu
  • sonsuzlukkervani
  • islam34
  • chamdali
  • fiberoptikci
  • philton
  • saclariniz

    Her Güne Bir Hadis

    Her Güne Bir Dua

    Sohbet





    Günün Sözü

  • Sayfa: 1 - Toplam: 5
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa